
Geçen haftanın sohbeti:
Bir sobeti üç kere yazıp, sizlere ulaştıramamak ne anlama geliyordu bilemedim. Belki onu içimde daha fazla demlendirmeliydim. Zira gerçekten çok etkili bir sohbetti. Bu kelimeyi de her hafta kullanıyormuşum gibime gelmeye başladı. Ama gerçekten öyle… Her hafta bir önceki haftadan daha dolu dolu geçiyor…
Bilmem sadece bana mı öyle geliyor. Bu farkı, sizlerde fark edebiliyor musunuz takip ederken?
Sohbeti, sohbet hocalarımızı yetiştiren hoca hanım vermişti. Hacer anne de onun rahlesinin önüne diz çökmüştü. Hacer anneyi tanıyorsunuz değil mi? Melahat hocanın annesi. O nun sohbete konsantre olmuş halini izlemek, bende bambaşka duygular uyandırdı. Sohbeti edecek hoca hanım, belki de onun kızından bile küçük olabilir. Ama canım Hacer annem, bir ilkokul talebesi mütevazılığinde onun rahlesinin önüne diz çöktü.
İşte bu, haftalardır bizlere;” Burada oturup konuşanın suretine bakmayın! Biz bu rahlenin başına vekaleten oturuyoruz Peygamber efendimizi dinler gibi dinleyin” Nasihatini, uygulayışını gördüm.
Allah razı olsun Hacer annem! Yüzündeki ağlamaklı ifade, omuzlarının öne doğru dürülüşü, ellerinin dizlerinin üstünde edeple durduruşu…
Evet o şu an Efendimizi dinlemeye hazırlanıyor. Ben de öyle dinlemeliyim.
“ Efendim! Sizi dinliyorum. Biraz sonra, sana vekil tayin edilmiş, şu muhterem hoca hanımın ağzından dökülecek hak sözleri, himmetinizle yüreğime çarpın. Nasiplenmemi dileyin Rabbimizden. O sizi geri çevirmez.”
Kalbimi hazırladım. Elhamdülillah!
Kalemimi defterimi elime aldım.
“Bismillahirrahmanirrahim…
Esselatü vesselamu aleyke ya Resulellah!
Sizlere HİZMET konusunu anlatacağım. Allah’ın izni, Gavsımızın himmetiyle… Rabbim önce anlatanın kalbine duyursun, hayırlı amellerine vesile eylesin, sonrada dinleyenlerin kalbine indirip hayırlı amellerine vesile eylesin. Amin.
Allah-u zülcelal kainatı yayıp üzerini döşedikten sonra hizmeti dört kısıma taksim etmiştir.
1-Melekler
2- Nebatat ve cematat
3-Hayvanat
4-İnsan
1- Meleklerin hizmetleri:
Meleklerin hizmetleri kısım kısımdır. Sürekli Allah’ı zikretmekle vazifeli melekler vardır. Bilirsiniz. Bır kısmı sürekli kıyamda, rükuda, secdede…..
Bir kısım melek doğal olayları yönetir. Her yağmur damlasını bir melek asılır. Bulutları sağıp yeryüzüne rahmet indirirler adeta.

Toprağa düşen her tohumun dibinde bir melek vardır. Onu geliştirip büyüten..
İki omzumuzdaki melekler… Muhafaza melekleri, her bir kişi için dört adet. Öümüzde, arkamızda ve iki yanımızda. Sürekli bizi olabilecek kötü şeylere karşı muhafaza ederler.
Bedir savaşını bilmeyeniniz var mı? Kanatlı atlara binmiş üçbin melek indirdi Rabbimiz, efendimize yardım için. Bu sadece ona has bir yardım değil ki. Allah rızası için hizmete çıkan herkes için geçerli bir yardım. Kimbilir, içinizden biri evden çıkarken, buraya gelmek için kalbini ihlasla doldurmuş, niyetini Allah rızasına endekslemiş, peşine yetmiş bin melek takıp gelmiştir. Biz buradan dağılıp gidene kadar, Bizler için sürekli istiğfar ederler. Evet evet inanın buna. Bu bir gerçek !
“Aman hocam ağzından neler çıkıyor ? Bu ne güzel haber! Hoca hanım yüreğimi okumuş gibi pekiştirdi “
“Haberiniz olsun. Ona göre hazırlayın kalplerinizi. Kimler peşine yetmiş bin melek alarak gelmek istiyorsa; Niyetlerini ve adabını düzgün tutsun. Siz kendinizi bozmadıkça, onlar sizden ayrılmayacaklar. Sürekli sizin adınıza istiğfar edecekler.
Rabbim kendi rızası için niyet edilen her işe, himmet eder. Kul niyet eder, Allah himmet eder.
Sürekli kalplerimizi yoklayalım. Her amelimizi Allah rızası için yapmaya gayret edelim. Göreceksiniz ki Allah’ın yardımı haktır!
2-Nebatat ve cematadın zikri:
Mahmut Hüdayi hazretlerinin menkibesini bilirsiniz. Ruhi latifeleri öylesine yükselmiş ki; Nebatatın zikri, duyuruldu kendisine. Elini uzattığı her çiçeğin: ” Allah Allah” diye zikredişini duyduğundan dolayı, hocasının verdiği emri yerine getirememiş, çiçek toplayamamıştı. Ancak kırılmış, solmuş bir tek çiçekle dönebilmişti hocasının huzuruna.
Nebatatın zikrini duyanlar var. Acı kavun bitkisi vardır. Yol kenarlarında görmüşsünüzdür. O Allah’a yalvarmış: “Yarabbi! Bana öyle bir güç ve kudret ver ki yeryüzünde senin ismini, bir metre öteye taşıyayım.” Bu bitki tohumları olgunlaştığında “La havle vala kuvvete” der tohumlarını bir metre ileriye saçar.

“Allah’ım yol kenarlarında yetişen sıradan bir bitkiye ikram ettiğin bu aşk! Bu hoca neler diyor böyle? Bundan sonra, ota ot, ağaca ağaç, çiçeğe çiçek gibi bakamayacağım. Kendimi hepsinden değersiz hissediyorum. Bu değersizliği kabullenemeyeceğim. Divaneler gibi “Allah Allah” deyu deyu dolaşsam yeridir. Ah nerde o suur? Nerde o derinlik!”
Kuvvet kudret ancak Allah’dan. Lavaboya gidiyoruz, abdest alıyoruz, seccademizi seriyoruz…diyoruz ki “namaz kıldık” Kendimizden biliyoruz. Kendimiz de bir varlık addediyoruz. Oysa o kudreti veren Rabbim. O’nun vermediği neyimiz var?”
Hoca hanım elini rahleye “tak tak” vurarak: “İşte bu cansız varlıklar bile Allahı zikrediyor. Allah’ın kudreti ile bir birini çekiyor, bütünlüklerini koruyorlar.”
“Kafam acıdı. Zannettim ki hoca hanım rahleye değil de benim kafama vuruyor. Çıkıp gitsem mi buralardan? Efendimizi dinliyorum. Gidemem! Kalemi defteri bıraktım. Ben bunları unutacak mıyım ki not tutayım? Elimi acıyan kafama tutar hatırlarım. Tahta olmak o kadar da kolay değil. Şu an o tahtanın içinde Mevleviler gibi bir birinin etrafında dönen atomları hayal edebiliyorum.”

3-Hayvanların bir çoğunun rızkı ayağına getirilir. Serçe kuşu daneyi ağzına alır, yutar yutmaz, şükre başlar. O ötüşü ile şükreder, insanların kulağına da hoş sesler armağan eder Rabbimiz.
Baştan beri anlattığımız tüm hizmetler insan için. En az zikreden gene insan. Kesintisiz hizmetlerle her türlü konforu sağlanan , bu hizmetlerden faydalanıp, fikretmeyen, şükretmeyen, zikretmeyen gene insan…
Düşünsenize, kanla irin arasından süzüp tertemiz süt çıkarıyor, insan oğluna gıda sunuluyor.
Arı vızır vızır çiçekten çiçeğe konar, bal yapar, bir gün de “Ben insan yesin diye bal yapmak istemiyorum” demez.. Hizmeti kesintisizdir. İnsan bu balı yer ama düşünmez, kim yaptırır bu balı arıya….

Hayvanlar hizmetlerini, itirazsız, kesintisiz yaparlar insan için.
Bunca hizmetin içinde insanın hizmeti nerde? İdrak edebilelim inşaAllah!
4- Efendimiz buyurdu:” Bir milletin efendisi, onlara hizmet edendir” Hizmet Allahın emaneti insana. Peygamberlere, sahabelere, Allah dostlarına, onlardan da bizlere…
Bizlerin hizmetleri evlerimizden başlar. Evimizin temizliği, çocuklarımızın bakımı, bir tas çorba pişirişimiz. Allah rızası için niyet edin her amelimiz hizmet inşaAllah!
Buraya gelirken bir arkadaşınızı davet etmeniz hizmettir.
Hizmet yaradılış gayesidir.
Efendimize ilk emir “oku” geldikten sonra, bir müddet evinden çıkmadı. Bundan sonra müddessir süresi nazil oldu:
1. Ey bürünüp sarınan (Resulüm)!
2. Kalk, ve (insanları) uyar.
3. Sadece R.abbini büyük tanı.
4. Elbiseni tertemiz tut
5. Kötü şeyleri terket.
6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
7. Rabbinin rızasına ermek için sabret.
Efendimiz, emre uyup, hizmete başladı.
Engellemek için neler yapmıştı kafirler hatırlayın. Neler teklif etmişlerdi ona. “Vallahi bir elime güneşi bir elime ayı verseniz ben genede vazgeçmem” demişti efendimiz.
Bu gün bizi engelleyen bir şey var mı?
Taşlanıyor muyuz?
Hizmet konusunda Adem aleyhisselama bakalım.
Dokuzyüz küsür yıl, insanları Allah’a davet etti. Çok az insan ona uydu.
Nuh aleyhisselam da öyle...
İnsanlardan değişik hakaretler gördü. İnsanları Allah’a çağırmaktan hiç vazgeçmedi.
61. Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ın ayetlerini inkara devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.
Allah kendisinin anılmadığı kavmi helak eder.
- Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir. (BAKARA SURESİ / 246)
- Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız." (MAİDE SURESİ / 24)
Biz savaşamayız dediler. Hizmetten geri durdular. Bu yüzden tin çölünde kırk yıl dolandırıp durdular. Çölde kayboldular.
Bizim şükrümüz evladı Resule bağlanmak. Hizmet kapıları açılmış zaten. Tutun ucundan, en alt basamaktan en üst basamağa kadar çıkın merdivenleri basamak basamak.
Allah nurunu tamamlayacaktır. Asıl biz kendi adımıza bu hizmetin bir ucundan tutup faydalanmalıyız. Çorbada bir tutam da bizim tuzumuz olsun. Bu nurdan faydalanalım. Fırsat bilelim.
« Önceki ::