
Otobüsün içi tıklım tıklım dolmuştu…
Oysa birkaç durak önce otobüse bindiğindiğinde ayaktaki iki-üç kişiden biriydi.. Ağırlığı omuzlarını acıtan çantasını koyacak temiz bir köşecik aranırken, tekli koltuklarda oturan bir beyefendi, ona yerini vermişti.
---Teşekkür ederim!
Derken, çoktandır bir yabancıya bu kadar içten teşekkür etmediğini farketti.
İş başında iken kendini işe o kadar kaptırıyorduki enerjisinin tükendiğini farkedemiyordu. Bütün yorgunlukları dinlenirken hissettiriyordu ona, tükenmiş enerjisini. Gevşemiş bir birizin kesintili iletkenliği ile yaşıyordu uzun zamandır. Birden bire kesiliyor enerji, aynı hızla geri geliyordu. Bu kesintiler hem bedenen hem de manen oluyordu. Mesela bir şeyler düşünürken birden bire duruveriyordu aklı. Zaman- mekan kavramları ile birlikte yok oluveriyordu.
Kendisene koltuğunu veren adama göz attı. “Yabancı” Kelimesi yankı yaptı zihninde.
“ Kim yakın? Kim uzak? Yakınlık nasıl? Uzaklık nasıl?” İçine sorduğu sorulara yine içi cevaplar ararken, bunları şimdi niye düşündüğünü sordu kendine.
“Beyin, yüreğin dürtüleri ile mi çalışıyor? “
Gözlerini kapayarak dikkatini içine yoğunlaştırmak istedi. “Orada neler oluyor?”
Yorgun bedeni, yorgun yüreği, yorgun zihni durmadan üreyen sorulara cevap aramak niyetinde değildi galiba. Yine kendi kendini köşeye sıkıştırdığını fark etti.
Aklı istirahat ettiren o tatlı sarhoşluğun kucağına yuvarlandığını ancak tıklım tıklım otobüsü şaşkın bakışlarla süzerken fark etti.
“ Uyku! Küçük ölüm! Nasıl uyudum? Nasıl uyandım? Otobüs bu kadar dolduğuna göre en az onbeş dakika uyumuş olmalıyım.”
Otobüsün camından dışarıya bakarak, bulunduğu yeri tanımaya çalıştı. Kadıköy- Maltebe. Bu trafikte… Yarım saatten fazla uyumuşum. Oysa bir göz açıp kapama miktarınca kendimden geçtiğimi hissediyorum. Zaman!
Rabbim! Çekip aldın mı beni benden? Yorgunluklarımı gidermek için mi?
Uzun süre avaz avaz ağlayan yavrusunu bağrına basıp avutan ana gibi mi ?
Sen bana bu kadar düşkünken, ben hep başka sevdalar peşindeyim değil mi? Şuursuz bir bebek gibiyim değil mi? Acıkınca emme reflekleri ile dudağına değen her şeyi emmeye çalışan bebek gibi!
Büyümeli miyim? Hep bebek kalsam! Hep kucağınıda avunsam! Senden gayri her varlığı unutsam!
Peşinde koştuklarım…
Yakalayamadıklarım…
Kaçtıklarım…
Aldandıklarım…
İncitilmeden Sana gelebilsem!
Bu ısrarlı çağrın, bu sonsuz müsahamahan… İçimde her şeyleri tuz buz ediyor. Dengeler yıkılıyor, depremler oluyor…
İmar et beni yeni baştan. Beni baştan yarat! Senin dilediğince , Senin sevdiğince… : agla3
.